16 Şubat 2011 Çarşamba

Şiirimden Bana İnce Bir Sitem



Hayatına doludizgin dökülen
genç ayrılıkların göz yaşlarıyla ağlıyorsun şimdi.
Başının belada olduğunu,
gecenin orta yerinde bu kadar geç anlamak,
gideni tekrar tekrar sayıklamak;
kaçışı olmayan keşkelerin boğazına düğümlenmesi
işkencedir bunu sende biliyorsun


Lakin kimse yanaşmıyor değil mi?
Kaçan kaçana...
Bir gönülsüzlük ki almış başını gidiyor;
üstüne üstlük o biçim öyle mi?
...
...
Kadınlarına ulaşamazsın artık
bir kere bulaştın ayrılığa
haliyle
darmadağın düşlerinle
zarf atıyorsun yalnızlığa
hepsi bu.

(Ocak 2010)

Güzel bir gün sizlerin olsun. Sevgiyle...

10 Şubat 2011 Perşembe

İnsanlara Dair. . .



          Paylaşmaya '' Sırf Şiirsel Yorum '' diyerek başlamak; aşktan, kaldırımlardan, yalnızlıktan ve kadınlardan bahsetmek, bahsedecek olmak ; okuyabilmek, okunduğunu hissedebilmek ve başucundaki şiirlerini insanlarının üzerine serpince gülümsemek; sahiplenmek, kıskanmak, bir kadına ya da erkeğe ait olmak hemde durup dururken bunu başarabilmek.......
          Blog sayfalarını takibe koyulmak ; yeri geldiğinde beklemek, yerli yersiz umutlanmak ve her zaman inanabilmek ; Nazım'ın da dediğine gelmek : durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanmak başladığın güne,ve her seferinde suyun yüzüne onu beklemek.......
          Çıkardığın her sonuca sıkı sıkı sarılmak; herkesin farklı bir dünyası olduğu gerçeğini, tez ya da geç anlayabilmek.......
          Bütün bu olup bitene devam etmeli diye sesleniyorsan, bütün bunlara ''Güzeldi'', ''İyi ki'' diyebiliyorsan; sebebi insanlarımdır bunu akıldan gayrı avuçlamayın.
***
          '' Bir şeye ait her şeyi öğrenin;
          her şeye dair bir şeyler bilin. '' demiş Var DYKE...
          İnsanlara ait her şeyi öğrenmek isterken; öğrendiklerimde insanlara dair bir şeyler arıyorum... Aradığını kaybedince düpedüz mutsuzluk sarar seni. Peki aradığını bulunca? İşte o zaman da bu yazı yazılır sonsuza. . .

3 Şubat 2011 Perşembe

Karanlık Kaldırımlar


Karanlık kaldırımlar...
Hep böyle kapkara...
Her yanı mecburi cinayet...
Her yanı tiryaki hasret...
Bir yanı paslı küfür...
...
...
Parça parça,
yolculuklar parçalanmış.
Sökülen o taş ki yalnızlık,
yalnızlığa da dayanmış.
Belki de kâr kalan,
aşınan o karanlıkmış.
...
...
Bu kaldırımlar benim hayatım.
Bu kaldırımlar benim şiirim!
Hep böyle bakar bu kaldırımlar
dalından koparılmayı bekleyen
yapraklara
çiçeklere
hep böyle bakar insanlara
karanlık kaldırımlar
hep böyle kapkara.

01.07.2010
Perşembe
 
***
Güzel bir gün sizlerin olsun. Sevgiyle...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Kayıp ( 17. Kelime )


Gittiğin gün. . .
Seni kaybettiğim yerde aradım kendimi. . .
Anlayacağın öldürdüğümüz yola saptım yine. . .
Acaba kaç sıfır yitiktim başlamadan. . .

( Şubat 2010 )
---

Ebru'Ma...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Gidişinle Tanıştık


Yabancı değildi
Senin bu çocuksu küsüp gitmelerin
Sonuncusunu hesaba katmıyorum tabi
O ne gidişti öyle
Sersem başına uyduk
Uyduruk bir bilinmeze sürüklendik
Ben yabancı
Sen yalancı
Sevgiden kör olmak varken
Sensizlikten kör kalmak
Bu kördüğüm aşka
Yapılan en büyük haksızlık
Seni asla bırakmam demiştin
O ne yalandı öyle
Sen yalancı 
Ben yabancı
...
...
Daha yeni yeni tanışıyoruz
Senden bana kalan
Başı boş yalanlarınla
Bu ne yalnızlık böyle
Ben yabancı
Sen yalancı

Ağustos 2010

Ebru'ma..

3 Ocak 2011 Pazartesi

Eski İstanbul Sokakları


Sokaklarına çıkıp aramak istesem
Bulabilir miyim o çocukların seslerini?
Huysuz amcaları, neşeli teyzeleri
Saklandıkları yerden çıkarabilir miyim?
...
...
Soylu ağaçların arasından
kanatlanan kırgın kuşların
kanatlarının gölgesinde
körpe çiçekleri ve köhne kaldırımları
soluyarak uçmaya çalışsam
kıskanmaz mısınız beni?
Ağır başlı sokakların yokuşlarında
salına sallana yürüyerek
sakar bir yaprak gibi
köşe bucak dolaşmaktan bile
''Zevk alıyorum!'' dediğimi düşünün
hissedebilir misiniz?
...
...
O mahallelerinden
o pazarlarından
kırık pencereli ahşap evlerinin önünden geçip
bu kapalı dünyaya inat
bu açık havada
bir kaçık gibi kapılmalı
Eski İstanbul Sokakları'na.
...
...
Kim başlattı bu oyunu?
Başımı duvara yasladığımda,
gözlerimi yummamıştım ki ben!
Hangi ara saklandınız?
Bu kaçıncı Elma deyişim...
Çıkmadınız hâlâ...
Eski İstanbul Sokakları
Duysanıza beni.
ELMA DİYORUM ELMAA!!!

OCAK 2011

23 Aralık 2010 Perşembe

Ağır Sancı


Geçmişimizin yollarına
bir başıma koyulmak isterken
kapalı kapıların ağırlığına
yenik düşüp
geri çekildim.
Ağır sancı bu
Gel sevgili
Gel gözyaşı
Geleceğimiz yok bilirim
bugün ayrıldık
ama bu son olsun
tut elimi
Yaşattıkların üstüme üstüme geliyor
Ağırlığına yenik düştüm demedim mi?
Mesela özlüyorum
yani istiyorum
seni çağırıyorum
Bölüşülmesi lazım olan
bir geçmiş bıraktın
Ancak kendi payıma düşeni taşıyabilirim
O da kesin değil ya...

26 EYLÜL 2010